18 Mar
Kirmizi bisiklet Can Dündar’ın babalar ve çocuklar üzerine yazdıgı içeriginde çok basarılı ve yerinde saptamaların bulundugu okunası bir kitap. Babamın ogluydum önce.. Oglumun babası oldum sonra diyerek çocukluktan babalıga geçişi, o büyük sorumlulugu ve bunun beraberinde getirdigi büyük mutlulugu çok güzel dile getirmis Can Dündar. Kendi çocuklugundan bahsetmis kitabin başında ve bunu öyle güzel bizlere sunmuş ki o yıllarda yaşamamış olan ben bile o yıllarda yaşamış kadar sıcaklıgını hissettim o dönemin. Daha sonra çocuklara, gençlere onların problemlerine daha çok da ebeveynleriyle olan ilişkilerindeki uçuruma dikkat cekmiş Can Dündar çok yerinde tespitlerle birlikte. Bu tespitlerini basından, yasanmis bir çok gerçek olayla desteklemiş, farklı uzman görüşlerini sunmuş, bunlar kitabin objektifligi açısından oldukça önemli detaylar ve bu detaylar kitabı daha okunulabilir, daha anlaşılabilir hale getiriyor. Söz konusu çocuklar ve gençler olunca egitim sistemimizde ki eksikliklerden daha dogrusu absürdlük ve saçmalıklardan da ziyadesiyle bahsedilmiş ve bunu düzeltmek için kökten bir degişiklik mümkün olmasada biryerlerden başlanılması gerektiginin altını çizmiş. Can Dündar da günümüz aile yapısından, ebevenylerin çocuklarıyla olan ilişkilerinden umudu kesmiş olacak ki, kitabinda ebeveynlere nasihatten çok çocuklara sesleniyor, onlardan sorumluluk almalarını ve birşeyleri degiştirmeye calişmalarını istiyor ki bu günün çocukları yarının ebeveynleri olduklarında aynı hataları yapmasınlar, daha saglıklı bir nesil yetişsin. Zaten sanırım yapabilecegimiz en köklü degişiklik de yeni gelecek nesli eskisiyle yer degiştirmeden önce olmasi gerektigi gibi hazırlayabilmek eskilerin çıkardıgı tüm zorluklara ragmen. Can Dündar en azindan yazdigi kitapla bir şeyleri degiştirmeyi denemiş, bizlerde bu kitabı olabildigince çok kişiye okutarak bu degişime katkıda bulunmalıyız, gerci herşeyin en dogrusunu ve en iyisini ben bilirim hastaliginin ( ki çogu zaman hiçbir şey bilmezken ) zirve yaptigi toplumumuzda, kitap da yazanların ne kadar etkiliyici olacagi tartısılır ama ufacık bir gürüh bile kendini degiştirmek yolunda adım atsa, en azindan kitabi okuyan gencler bir adim yol kat etse, Can Dündar tek bir adam icin buyuk bir is basarmis olur. Buradan bu yazıyı kac kişi okur bilemicem ama bir kisi bile okuyup kitabı alma geregi duyarsa ben de tek bir adam için büyük bir iş başarmış olacagıma inaniyorum ;) Haydi atlayın kırmızı bisikletlere..
(Kitaptan bir alıntı: “zaman, neden en mutlu oldugumuz an ışıktan hızlısın, acı çektigimizde kaplumbagadan yavaş…”
17 Mar
Yapım: 2006, ABD
Süre: 116 dk.
Tür: Dram / Komedi
Yönetmen: Ryan Murphy
Senaryo: Ryan Murph, Augusten Burroughs (Kitap)
Görüntü Yönetmeni: Christopher Baffa
Müzik: James S. Levine
Oyuncular:
Annette Bening (Deirdre Burroughs)
Brian Cox (Dr. Finch)
Joseph Fiennes (Neil Bookman)
Evan Rachel Wood (Natalie Finch)
Alec Baldwin (Norman Burroughs)
Joseph Cross (Augusten Burroughs)
Gwyneth Paltrow (Hope Finch)
Patrick Wilson (Michael Shephard)
Augusten daha çocukken annesinin etkisi altına giren, onu onaylayan hatta annesine tapan bir çocuktur. Fakat 14 yaşına geldiğinde anne ve babasının aralarında problemleri çözmek için psikoloğa giden annesinin değişmesiyle Augusten’ in de hayatı değişir. Annesi kendi problemlerini çözmek için oğlunu psikoloğuna evlatlık verir ve Augusten Finch’lerin garip hayatında bir yer arar kendine. Bir yandan da kendi problemlerini çözmeye çabalar. Cinsel kimliğini dengesiz bir şekilde keşfeder. Ve aslında annesini hiç mi hiç tanımadığını farkeder.
Kendisinin de dediği gibi bu film annesinin onu nasıl bıraktığını, daha doğrusu Augusten’in annesini terkedişini anlatır.
Sürekliyici ve sıradışı bir film Running With Scissors.
17 Mar
Yönetmen: Tetsuro ARAKI
Senaryo: Toshiki INOUE, Shinji SATOH
Animasyon: Takahiro KAGAMI, Masaru KITAO, Akemi KOBAYASHI
Müzik: Hideki TANIUCHI, Yoshihisa HIRANO
Dizayn: Masaru KITAO
Orjinal Eser: Takeshi OBATA, Tsugumi OOBA
Hikaye, Ryuk adında bir Shinigaminin Death Note’unu Dünya’ya düşürmesiyle başlar.
Death Note, bir okulun bahçesine düşmüş ve Raito adında bir öğrenci defterin düştüğünü görmüştür. Gidip defteri alır. Üzerinde Nasıl kullanıldığı yazmaktadır:
“Bu deftere ismi yazılan insan ölecek.
Bu defterin yazarı, kişinin ismi ve suratı aklında olmadığı sürece sonuç göstermez. Bununla beraber, aynı ismi taşıyan diğer kişiler de bundan etkilenmez.Eğer kişinin ismi yazıldıktan 40 saniye sonra ölüm biçimi yazılırsa, kişi o şekilde ölür. Eğer ölüm sebebi belirtilmemişse, sadece kalp krizinden ölür. Ölüm sebebi yazıldıktan sonra, ölümün ayrıntılarının 6 dakika 40 saniye içerisinde yazılması gerekir.”
(more…)
16 Mar

Yapım: İngiltere, 2007
Süre: 145 Dk
Tür: Savaş / Dram / Romantik
Yönetmen: Joe Wright
Seneryo: Ian McEwan (Roman) - Christopher Hampton
Görüntü Yönetmeni: Seamus McGarvey
Müzik: Dario Marianelli
Oyuncular:
Saoirse Ronan(13 yaşındaki Briony Tallis)
Keira Knightley(Cecilia Tallis)
James McAvoy (Robbie Turner)
Yaş sınırı: +15
(more…)
16 Mar
İnsanları avlayan ve onların arasında kılık değiştirerek yaşayan Yoma adlı canavarların olduğu bir dünyada, insanlığın tek umudu Claymore’lar olarak bilinen yeni bir savaşçı türüdür. Claymore’lar; gümüş rengi gözleri olan ve gizemli bir organizasyon tarafından bu yaratıkları yok etmek için yarı-canavara dönüştürülmüş kızlardır. Ama bu doğaüstü güçlerini bir Claymore ne kadar kullanırsa, insan yanını sonsuza kadar kaybetmeye de o kadar yaklaşır…
Bu tanıtımın ardından şahsi görüşüme gelirsek:
Güzel bir kurgu üzerine kurulmuş, özellikle duyguları iyi aktarabilmiş, çizim ve yapım açısından çok kaliteli bir animedir. Benim nezrimde ilk beş animeye girer, bir sezon da olsa oradan çıkmaz.

15 Mar
Yapım: ABD, 2007
Süre: 116 dk
Tür: Müzikal, Gerilim
Yönetmen: Tim Burton
Senaryo: John Logan , Stephen Sondheim
Görüntü Yönetmeni: Dariusz Wolski
Müzik: Stephen Sondheim
Oyuncular: Johnny Depp, Sacha Baron Cohen, Helena Bonham Carter, Alan Rickman, Timothy Spall, Jayne Wisener, Jamie Campbell Bower, Ed Sanders, Laura Michelle Kelly, Jody Halse, Gracie May, Gabriella Freeman, Aron Paramor, Lee Whitlock
15 Mar


5 Ocak 1941-Tokyo doğumlu Hayao Miyazaki, dünyanın en iyi tanınan mangakalarından biridir. Dört Erkek çoğun ikincisi olup, savaş uçakları için parça üreten bir babanın oğludur. 1958 yılında ilk renkli anime hakuja den’i izleyen Miyazaki, çok etkilenir ve anime-manga ile ilgilenmeye başlar. Hatta Miyazaki, bu filmi izlediği gece sabaha kadar ağladığını ve filmin kadın kahramanına aşık olduğunu itiraf ediyor :))
Animeyi kendine hobi edinen mangaka, bir kaç resim denemesinden sonra o güne kadar hep savaş uçakları çizdiğini, ancak hiç insan figürü denemediğini fark eder.
1962 yılında girdiği özel kolejden mezun olduktan sonra amatör olarak toei animasyon şirketinde çalışmaya başlar. Şirkette en alt seviyede çalışmasına rağmen yeteneğiyle ön plana çıkan Miyazaki 1964 yılında yapılan Okami Shonen Ken isimli TV Serisi bir animede yönetmenlik yaptı. Bu projede Takahata Isao ile çalışması da günümüzdeki önemli bir ortaklığın başlangıcı olmuştur. Aynı yıl şirketin sendikasında genel sekreter olan Miyazaki, ileride evleneceği Ota Akemi ile çıkmaya başlar :)
1969 yılında, Charles Perrault’un Çizmeli Kedi adlı kitabından yola çıkılarak hazırlanan Nagagutsu wo Haita Neko adlı filmde Miyazaki amatör olarak görev almasına rağmen kilit rol oynadı ve film Moskove Film Festivalinde ödül kazandı.
1971 yılında, Miyazaki ve Takahata Toei’yi terk ederek yeni bir animasyon şirketi olan A-pro’ya katıldılar. 1972 yılında beraber Panda Kopanda adlı filmi yaptılar. 1973 yılında Miyazaki ve Takahata A-pro’yu da terk edip Zuiyo Pictures şirketine katıldılar. Burada, ülkemizde de gösterilmiş olan Alps no Shojo Haiji (Heidi) adlı tv anime serisini yaptılar. 19 yüzyılda alp dağlarında yaşayan bir kızın hikayesini anlatan hikaye, gerek japonyada, gerek ülkemizde çok büyük bir başarı kazandı. (more…)
15 Mar
Yapım Yılı: 2006
Süre: 102 dk
Tür: Aksiyon / Dram / Spor
Yönetmen: Sylvester Stallone
Senaryo: Sylvester Stallone
Görüntü Yönetmeni: J. Clark Mathis
Müzik: Bill Conti
Oyuncular:
Sylvester Stallone (Rocky Balboa)
Antonio Tarver (Mason Dixon)
Milo Ventimiglia (Rocky Balboa Jr.)
Burt Young (Paulie)
Geraldine Hughes (Marie)
Tony Burton (Duke)
Henry G. Sanders (Martin)
BU YAZI FİLMİN SONUDA DAHİL OLMAK ÜZERE BİR ÇOK SPOİLER İÇERMEKTEDİR!!!
Filmi izlemeye başlarken herşeyin bir başa dönüş olacağını düşünmemiştim yada düşünememiştim. Aslında bu başa dönüş bir çokları beğenmesede 5. filmde başlamıştı 3. ve 4. filmler gibi politik yada reklam unsurlarını fazlasıyla barındıran bir film değildi 5. film. Daha ziyade başlangıca dönüştü. Rocky ve ailesinin eski mahallelerine, eski hayatlarına ve hatta eski işlerine dönüşleriydi (bkz:Adrian’ın evcil hayvan dükkanında çalışması, Rocky’nin Mickey’in salonuna dönmesi vs..). Film ilkinde olduğu gibi insan ilişkilerini ve psikolojisini, hayal kırıklıklarını ve bunlara karşı direnişi ön plana çıkartıyordu, birçokları beğenmesede bu böyleydi ve olması gerekendi.. Bütün bunlara rağmen 5. film bir veda havasında esmemişti sadece başa dönüştü, serinin 6. filmi Rocky Balboa ise adından da anlaşılacağı gibi hem bir başa dönüş hemde gerçek bir veda oldu bizler için.. (more…)
15 Mar
Yapım: 2007
Süre: 144 dk
Tür: Macera / Aksiyon / Bilim Kurgu
Yönetmen: Michael Bay
Senaryo: John Rogers , Alex Kurtzman , Roberto Orci
Görüntü Yönetmeni: Mitchell Amundsen
Müzik: Steve Jablonsky
Oyuncular:
Shia LaBeouf (Sam Witwicky)
Megan Fox (Mikaela Banes)
Peter Cullen (Optimus Prime (sesi))
Josh Duhamel (Kaptan Lennox)
Tyrese Gibson (USAF Tech Sergeant Epps)
Rachael Taylor (Maggie Madsen)
Anthony Anderson (Glen Whitmann)
Klasik bir hikaye, ezik çocuğumuz havalı, seksi ve bir mankeni andıran fiziğe (gerçek hayatta az rastlanan işte) sahip genç kızımıza aşıktır (klasik olarak kızımız ezikimizi umursama- maktadır ezik işte nolcak :P), bu ezikliğini üstünden atması ve bu süreçte hanım kızımızın takdirini kazanması için bir şekilde dünyayı kurtamalıdır.. Burada robota dönüşebilen uzaydan gelmiş teknoloji harikası arabalarımız devreye girer (aslında bu robotlar dünyamızdaki arabaların sistemini ele geçirerek onları kullanıyor ve o yapıdayken yine robota dönüşebiliyorlar, karışık mı oldu! Ben beceremedim olay gayet basit izleyin anlarsınız ;) ), yanlış anlaşılmasın dünyaya ezik çocuğumuz ile bu kızı çiftleştirmek için gelmemişlerdir her ne kadar filmde bu hava essede =)) Onların amacı dünyanın yok edilmesini önlemek, insan ırkına insan ırkının kendisinin bile verdiğinden daha fazla değer vermek falan filan.. Transformers’ın hikayesini anlatmıcam, zaten yaşı 20 civari olanlar bilirler bilmeyenlerde filmin başında herşey anlatılıyor ordan öğrenirler ;) (more…)
15 Mar
Yapım Yılı: 2001
Süre: 125 dk
Oyuncular:
Rumi Hîragi (ses) — Chihiro
Miyu Irino (ses) — Haku
Takashi Naitô (ses) — Chihironun Babası
Yönetmen: Hayao Miyazaki
Senarist: Hayao Miyazaki
Yapımcı: Toshio Suzuki
Müzik: Jô Hisaishi
Görüntü Yönetmeni: Atsushi Okui
Hikayemiz Chihiro isimli, somurtkan şirin edasında ortalıkta gezinin bir kız çocuğuyla ailesinin etrafında geçer. Babasının iş değişikliği nedeniyle başka bir şehre taşınmak zorunda kalan Chihiro bu durumdan hiçte hoşnut değildir. Chihiro ve ailesinin başına bu taşınma sırasında çıktıkları yolculukta pek çok garip olay gelir. Chihiro’nun babası kestirmeden gitmek için girdiği yolda karşılarına çıkan bir tünelle karşılaşır. Chihiro bütün karşı çıkışlarına rağmen yalnız başına kalmaktan da korktuğu için onları izler. Farkında olmadan Chihiro, anne ve babası ile birlikte gerçek dünya ile ruhların dünyası arasında bağlantı kuran bir tünelden geçer. Karşı tarafa geçtiklerinde yeşilliklerle kaplı geniş bir alanla karşılaşırlar yolu takip ettiklerinde ise karşılarına terkedilmiş bir karnaval alanı çıkar. Chihiro olacaklar içine doğmuşcasına orayı terk etmek ister ama anne ve babası bir lokantada servis edilmiş lezzetli yemekleri görünce dayanamayarak yemeye başlarlar. Chihiro bu durumdan hiç hoşnut olmaz ve etrafı incelemeye başlar. Bu sırada çocukla karşılaşır çocuk Chihiro’dan orayı hemen terk etmesini kendisini kurtarmasını ister. Telaşlanan Chihiro kararan havanın da verdiği ürpertiyle koşarak ailesinin yanına döner. Fakat döndüğünde karşılaştığı manzara hiçte hoş değildir. Anne ve babası bir domuza dönüşmüştür. Ne yapacağını şaşıran Chihiro aniden ortalığın hayaletlerle dolduğuna şahit olur. Ordan kaçmaya çalısan Chihiro’ya az önce karşılaştığı Haku isimli çocuk yardım eder. Chihiro hayatını kurtarmak için bir çeşit hayalet ve Shinto tanrılarının banyo evi olan otele kendini çalışmak için kabul ettirmek zorunda kalır. Burda da arkadaslar edinen Chihiro Haku’nun da yardımlarıyla bu büyülü ortamın gizemini çözmeye çalışırken bir yandan da anne ve babasını eski hallerine döndürüp buradan kaçmanın planlarını yapmaktadır. (more…)
Son Yorumlar