Untitled_1.jpg

Şimdi nasıl başlamalı bilmiyorum çok ilginç bir deneyim yaşadım onu paylaşmak istiyorum sadece…

20 Nisan Pazar günü bütün gün dışardaydım. Son derece yorgundum eve geldiğimde ve bir o kadar da açtım. Bütün açlığıma rağmen o kadar yüklü bir yemek yemedim. Bu gereksiz gibi görünen detayları neden anlatıyorum başıma gelen şeyin çok yemek yemekten, popomun açık kalmasından vb… kaynaklandığını düşünmenizi istemiyorum.

Bütün bunlardan sonra yorgunluğun etkisiyle biraz uzanayım dedim nihayetinde de uzandım. Uzanış o uzanış sızmışım yatağımda, bir ara annem gelip üstüme 10 yıllık derviş hırkasına benzettiğim abamı attı saat 21:00 sularında bir rüya görmeye başladım eski bi arkadaşıma ilişkilerinin nasıl gittiğini sorup kızcağazı biraz kızdırmaya çalışıyordum sonuçta kızdırdımda :) Muhabbetimiz esnasında kız arkadaşım “ben onlarla yatmayınca onlarda beni terk ediyo” dedi bende “kendini dünyadan daha ne kadar saklayacaksın?” diye sordum bu sorudan sonra kızcağazı biraz daha kızdırmak için sırtımı dönmüştüm ki -nedense bu muhabbetler şezlong gibi bir şeyin üzerinde uzanmışken oluyor- biraz bekledikten sonra kız “evet haklısın daha ne kadar saklıyacağım” deyip yumuldu dudaklarıma, onun yumulmasıyla ben uykudan uyanıp gerçek dünyaya döndüm, ancak o öpücüğün fiziksel etkisi hala üzerimdeydi ağzımın içinde hareket eden bir dil ve giderek artan bir oksijen ihtiyacı, bunların yanı sıra da kollarımı ve gövdemi kıpırdatmakta yaşadığım güçlük.

Bu durum uzunca bir süre devam etti oksijensiz kalmamın etkisiyle hafiften başımın dönmeye başladığını hissetmemle kendi kendime “tamam Tanrı’nın yanına gidiyorum” dedim ölüm kaçınılmaz gibi göründü bi an gözüme, bari dedim son öpücüğümü unutmasın üzerimdeki “gayri yaşam dışı form” dilimi ittirebildiğim kadar derine ittirdim 1 dakikaya yakın ben de ona boğaz masajı yaptım, bu hamle sonucunda şaşırdı sanırım, üzerimdeki ağırlığın hafiflediğini hissettim son bir hamleyle sol dirseğimle varlığı üzerimden attım ve rahata kavuştum.

Nedendir yada nasıl bir tesadüftür ki bilmem bütün bu olayların oluşumu sırasında akşam ezanı okunmaya başladı saat 21:12 sularında son buldu, belkide onunda etkisi olmuştur.

Sonuçta kendi deneyimimden anladığım kadarıyla Karabasan kişinin kendi bilincinin yine kendisine yarattığı sınırdan başka birşey değil. Bu karabasandan Azrail’miş gibi korkanlar var onlara ne diyeceğimi bilemiyorum.

Ben kendi Karabasan deneyimimden son derece büyük bir keyif aldım bilinç kaybına yakın halleri, sınırda gezinmeleri her zaman sevmişimdir. Düşük tansiyon ise bir numaralı tavsiyemdir…

Tanrı inancım çoğu insanınkinden farklıdır benim.

Allah annelik iç güdüsüne sahip bir babadır benim için, affedendir bağışlayandır.

Bu dünyada ne b*k yersen ye ona “özür dilerim bir daha olmayacak” dediğinde “tamam len kereta gel hadi” diyecek bir oluşummuş gibi, bir güçmüş gibi hissettim hep, onun bana yap dediği pek şeyi yapmadım ama dünyada yarattığı farklılıklar, gizem dolu şeylere hep büyük bir hayranlıkla baktım. Eminim ki benim bu merakımı, bu bitmek bilmeyen gizem avcılığı sendromumu mazur görür hesap gününde…

No related posts.