3 May
sarkinin sozleri yazinin devaminda (more…)
3 May
Zamanında bir oyun vardı bilirmisiniz bilmem. Adı Midtown Madness 2 idi. Her ay onun için araba çıkardı. Durmadan beklerdik ve şöyle diyaloglar geçerdi aramızda. “-Bu ay 599 Barchettayı modelliyormuşlar. -İyi iyi ferrari koleksiyonum biter artık.” Hatta abartıp “-HQTM Ikarus 280′ü modellemiş, türkiye için. -Helal olsun onlara.”
Aslında oyun 2000lere bomba havası verecekti ama teknolojinin gözü kör olsun olmadı. 29 kişilik bir ekip yapmıştı topu topu. 8 Ay sürmüştü o zamanın şartlarında. Yani 232 kişi olsalar bir günde biterdi. Hayır, bir tablo 1 günde bitmez. Sanat kısa sürüp geçen ufak hataları kabul eden bir şey değildir. Neyse konu o değil. Oyuna araba eklemek gibi bir isteğiniz varsa bunun için bildiğim en güzel site MM2X. Size ayrıca birşey daha öneriyorum. Gidin siteden çeşitli modlar indirin. Böylece MM2′yi daha zevkli hale getirirsiniz. (more…)
3 May

Uzerinden fazlaca zaman gecmis bir film, ama hayla izlememis olanlar icin bir kac sey yazalim genede, film açıkcası bende flash tv de birzamanlar yayınlanan gerçek kesit programından farklı bir izlenim bırakmadı sadece biraz daha iyi kurgulanmısıydı ki bırakın o da olsun, arada birkaç mesajcık verilmeye çalısılmıs ama çok da basitte kalmıs, biliyoruz abicim biz zaten bunları hani çok da zekice wayyy gediğine koydu türünden şeylerde yoktu, filmdeki has piskopatlarımızdan nejat işler’in yer yer (tüm piskopatlıklarına rağmen)sempatik gibi, bazı haklı nedenleri varmıs gibi gösterilmeye çalısılmasıysa ise olmadı.. bu arada gerçek olayı merak edenler için yanılıyorda olabilirim ama benim duyduğum, gerçek olayda hapistekilerin ipini çeken savcı değil, duruşmalar filan bittikten sonra bizim gençlerden birisini ankara’nın sayılı mafyalarından birisi arabasıyla yanına aldırır ve gencin eline bir telefon tutuşturur telefonun karşısında senin bir lafına bakacan adamlar var tarzında birşeyler söyler işte ama bizim eleman filmdeki maltozlukla öldürülmelerini istemez.. sonra hapisteki elemanlarımız bir güzel ağızları burunları dağıtılır orda, üstüne tecavüz de edilir falan filan kısasa kısas tarzı bişeyler işte,gerçek gençlerdende ölen yok bildiğim kadarıyla, kızlardan birisi sürekli intihar girişimlerinde bulunuyormus sanırım, zaten gerçek olay bir barda değil gençlerin evinde geçtiği için barmenin ölmesi gibi bir durumda söz konusu değil böyle işte.. ama bu filmin sonu böyle olmamalıydı bence filmin sonunda suçlular afla serbets bırakılmalıydı ve bu şiddet görüntülerinden sonra ve suçlularında serbest bırakılmasıyla Türkiyede ki adalet kavramı belki değişmeyecek bile olsa inceden inceye tekrar tartışılmaya, gündeme gelmeye başlayabilirdi, bu filmin misyonu bulmalıydı adalet kavramını konusulur hale getirmek,adalet yapmasada birileri onların cezasını verir, hiçbir kötülük cezası kalmaz olmamalıydı mesaj…
3 May

Amerika ve Ortadogu iliskileri uzerine bir film bu, ortadoguda amerikan birimlerine duzenlenen bombali bir saldirinin ardindan bu olayin ve arkasindaki kisilerin arastirilmasi uzerine, surukleyici hareketli bir film.. ha amerikan sempatisi yaratma ve amerika iyidir kurtaricidir soylemleri bu filmde de bolca var ama ben bunlara aldirmam hih diyor ve hareketli temposu yuksek bir film izlicem diyorsaniz hic cekinmeden izleyin derim..
6.5/10
3 May

ben bu romanı yeni okudum, ama çok çabuk bitti, çok akıcı yazılmış.. ( olu evinden anilar gibi yer yer sonuk kalmiyor- ki o kitap da harikadir ) dostoyevski kendini anlatıyor bu kitapta zaten, parasızlık içinde geçen yıllarında kumara bağlanmış.. yayıncı kitabı hemen yazması için o kadar çok baskı yapmışki dostoyevskiye, sonunda böyle bir eseri 25 gün gibi kısa bir sürede yazmış.. yalnız kitapta “polina” adlı hatuna uyus oldum, görürsem iki sille çakıcam kumar tutkusu bu kadar güzel anlatılabilirdi sanırım, romanda bir de büyükanne var ki sürahiii nine’den farksız, acayip eğlenceli bir karakter, son olarak umutsuz aşk ve kumar insana neler yapabilir derseniz, olabilecek herşeyi size gösteren bir kitap diye noktaliyim.
3 May

itiraflarim tolstoyun neden yasiyoruz ? sorusunu sorgulayisinin ve inanc ile inancsizlik arasinda yasadigi gelgitlerin bizlere sunumu.. tolstoy hayati boyunca akil ve mantik yoluyla hareket etmesi gerektigine inanmis fakat bu araclarla hayatin anlamini ve neden yasadigi sorusunun cevabini asla bulamamis bulamayacaginada inanmistir.. neden yasadiginin cevabini sadece inancla bulabilecegine kanaat getirmis fakat bunu yaparken butun dinleri incelemistir, hristiyanlara ve onlarin din adamlarina guveninin olmadigini acik sozlulukle dile getirmistir.. onlarin dini inanclarinin safligi ve durustlugu dolayisiyla degil un, para ve benzeri seyler amaciyla kullandiklarini gormustur, onlara nazaran ise basit halkin dini bir kurtulus olarak gordugunu ve inanclarinda daha durust oldugunu farketmistir dolayisiyla ne kadar mutevazi ve gecici zevklerden uzak bir hayat yasanirsa inancinin o kadar kuvvetli olacagina, hayatinin da sadece bu sekilde bir anlam kazanacagina inanmistir.. tabi butun bunlar benim dusuncelerim.. bence okunmasi gereken dolu bir kitap
Son Yorumlar