Gözünü açtığında karanlık zindanlar karmaşığının en köşesindeydi. Uzaklardan arkadaşının sesini duydu onu bulmak için harekete geçti, el yordamıyla ilerlerken garip bir şey farketti o yöne doğru ilerlemeye başladı. Birden bir gürültü koptu, yer sarsıldı korku ve merakla ilk gördüğü yere saklandı. Saklandığı yerde birden garip bir ışıldama belirdi, bir duvar yada kayanın değilde hareketli bir yapının kenarına saklandığını farketti, bilinçsizce bir süre bekledi. Birden sığındığı yapı bir tuzağa dönüştü, kaçılmaz bir tuzak!

Tuzak kademe kademe yuvadaki hedefin tam yerini tespit etmeye çalışırken o kılıcını çekti tuzağın boynuna sapladı! Tuzak kılıçtan etkilenmedi bile arayışına devam etti, Oysa bu olay karşısında paniğe kapıldı nerede olduğunu bilemeden ne olduğunu bilmediği bir şey tarafından öldürülmek üzereydi, bütün gücünü nefesiyle birlikte topladı ve sapladığı kılıcını saplandığı yerden tuzağın kafasına kadar sürdü. Tuzağın boğazı ikiye ayrılmıştı artık ve hareket etmez olmuştu, tuzağın durmasıyla rahatladı ancak bir kaç dakika için bunun mutluluğunu yaşarken gerginliği daha üzerinden atamamışken başka sesler duydu bu seslerin pekte dost canlısı varlıklardan gelmediği homurtulardan anlaşılıyordu. Kendisini çevreleyen tuzağın kollarından kurtulduktan sonra koşmaya başladı hava akımını takip ederse kurtulacağını düşündü ancak bu onu daha karanlık bir deliğe çekti birden düştüğü yerin en derinlerine inmişti kimsenin görmek istemediği, karşılaşsa bile bakamayacağı yerlere indi ve iki varlık gördü, birisinin üzerinde siyah uzun bir pelerin vardı diğerinde ise yazıya benzer şekillerle süslenmiş bir tunik vardı.

tunk.jpg

Pelerinli olanın sürekli homurdanmasından kudret sahibi olduğu anlaşılıyordu, aralarında bir tartışma vardı bir süre dinledikten sonra bilmediği bir lisanda konuştuklarını anladı. Varlıklar beynine kazınmıştı ancak ne konuştuklarını anlamamıştı anlamak için durup bekleyecek zamanıda yoktu bir süre önce duyduğu sesleri hatırlayarak birden irkildi ve kaçmaya, bu delikten çıkmak için yol aramaya koyuldu. Çukurdan çıkmak için tırmanmak lazımdı bunu ona yıllar önce hayatı istediği yönde gitmezken ustası söylemişti bunu hatırlayarak yukarı çıkan yolları seçti hareketi boyunca ve yolda gözünü kapatmadan önce birlikte olduğu arkadaşıyla karşılaştı oda birşeylerden kaçıyordu. Birbirlerini bulduklarında neler olduğunu anlamak için birlikte düşündüler. Onları buraya getiren buldukları kadim yazmadaki sözleri hatırladılar birden.

“Göz açılırsa karanlıkta korkmasın…”

image004.jpg

Durmaları pek mantıklı değildi hareket etmek zorundaydılar bunlar zihinlerinde dolaşırken onlar çıkacak bir kapı, tenlerini okşayacak bir esinti aradılar saatlerce, ve sonunda bekledikleri ışığa ulaştılar, ancak ışık heybetli bir kapının küçücük camından içeri sızmaktaydı ve ışığın yoğunluğundan bunun gün ışığı olmadığını anladılar, meraklı ve endişe dolu gözlerle camdan dışarı baktıklarında geceyi aydınlatan iki ay gördüler.

kap__.jpg

Dışarısı içerisinden daha güvenli görünüyordu kapıyı biraz araladılar ve esintinin yüzlerini okşadığını hissettiler içleri anlamsız bir huzurla doldu. Dışarı adımlarını attıklarında bu kapının son derece gelişmiş bir uygarlığa açıldığını anladılar. Çevrelerinde yüksek yapılar ve onları çevreleyen duvarlar vardı, parlak boyalarla boyanmışlardı ancak yaşam izi göremediler, bir süre birlikte ilerlediler birden bir alarm duydular, içlerinden bir ses bu alarmın kendileri için çalındığını hissettirdi onlara, kaçmaya başladılar buldukları gölgelere saklandılar. Onun saklandığı gölgede yalnız olmadığını anlaması vaktini aldı. Aklını başına toplayıp gölgenin içine baktığında ötekini gördü, şaşırdı ötekide şaşırdı ancak ötekinin şaşırması gerilimden uzak ve merak doluydu. Daha sonra nöbetçilerin onu ve arkadaşını bulmasıyla bu sessiz bekleyiş sona erdi…

No related posts.