BenceSence

Archive for the ‘Sinema’ Category

fight club..

çok az sayıda film insanları kendi içlerinde bir hesaplaşmaya sürüklemiştir. Fight Club bunların başında geliyor. Edward Norton’un yıldızlaştığı ve Brad Pitt’in kendini bulduğu, David Fincher’in ise ismini direk izlenilecek yönetmenler arasına kazıdığı bir fimdir dövüş klübü. Filmde ki akıllara kazınmış diyaloglar yazının devamında..

-Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız.
Etrafımda tarihin en güçlü insanlarını görüyorum.Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Şimdi bunu anlamaya başlıyoruz ve bunun için çok kızgınız.

(more…)

  • 0 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • bana sadece bir ring verin..

    RagingBull.jpg

    Not: yazıda film ile ilgili spoiler içeren kısımlar sınırlıda olsa mevcut olabilir izlememiş olanlar için ama haaa ! diyeyim.

    Bir film delisi olan ben uzun süredir ” raging bull ” filmini izlememiş olmanın ezikliği içerisindeydim. Eğer rocky serisine aşık, boksa aşık, robert de niro ne yapsa izlerim diyen, renksiz filmlerden büyük haz alan biri iseniz raging bull’u izlememiş olmak eşekliktir ve evet dün geceye kadar bende öyle idim. Film hakkında çok şey okumuş, görmüş ve duymuş birisi olarak ben tipik bir şekilde filmden çok fazla şey beklerek izlemeye başladığımı söyleyebilirim. Filmin en büyük özelliklerinden birisi Robert de niro ‘nun en iyi performanslarından birisinin belkide en iyisinin bu filmde olmasıydı. ( şahsi fikrim gelmiş geçmiş en iyisi taxi driver daki travis’dir. ).Filmin yönetmeni Scorsese yine çeşitli eleştiriler yükleyerek inandıklarını perdeye yansıttığı bir film yapmış. Filmdeki şiddet sahneleri ise sıradan bir bakış açısıyla doğal olarak sıradan gözüktüğü gibi geniş bir bakış açısına sahip olunduğunda ise çok etkileyici bir hal almakta. Örneğin rakibinin suratına yumrukları ardı ardına indiren boksörün kendi yüzüne rakibinin kanının boca edilmesi, seyircilerin üstlerine kanın fışkırması, ve suratı kamyon geçmişe dönen jake la motta’nın rakibinin üzerine doğru giderek ( ayakta bile zor durmasına rağmen ) beni yendin ama ben hala ayaktayım yendin ama yıkamadın demesi bu şartlar altında bile  hırsın ve şiddetin insanı nasıl bir ruh haline bürüyebileceğini çok güzel göstermiş bizlere. Oyunculardan Joe Pesci’ye ( çok kral pes oynar manyakıdır delisidir dememk için çok mücadele ettim, ama başaramadım ! ) ayrı bir parantez açmak istiyorum, gerçekten hayranlık uyandıran, ödüllere layık bir performans da ondan gelmiş bu sinema şaheserinde, özellikle kardeşinin karısına sarkan adamın suratında bardağı patlatması ve hırsını alamayarak kafasını taksinin kapısının arasına sıkıştırarak öldüresiye hırpaladığı sahnelerde bizleri derinden etkiliyor bu 1.55′lik dev adam. Filmde unutulmazlarım arasına giren sahneleri saymam gerekirse ; la motta’nın bilerek kaybettiği maçtan sonra soyunma odasında ne yaptım ben diye göz yaşlarına boğulması, bilerek suratını dağıttırdığı ve akabinde rakibine giderek beni hala yıkamadın, ayaktayım diye meydan okuması, kardeşini karımla yattın mı diye sorgulaması, joe pesci’nin ( filmdeki adını unuttum lanet ben ) kardeşine asılan adamı harabeye çevirmesi ve son olarak la motta’nın hapishanede hücreye tıkıldıktan sonra neden diye ağlayarak kendisiyle girdiği iç hesaplaşma sahneleri sinema dünyamdaki özel yerlerini almışlardır. Diğer sahneler boş mudur aksine onlar da çok doludur ama bunların yerleri ayrı. Son olarak şunuda söylemeden geçemicem bu görüşüme muhtemelen katılan kimse olmayacaksada filmi ” rock 1 ” kadar beğenmediğimi, yada beğenmek değilde  bana rocky 1 kadar özel şeyler hissettirmediğini söylemeliyim.

  • 0 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • Max Payne Beyaz Perde’de

    yaklaşık olarak 6 yıl önce piyasaya benzerlerinden farklı bir oyun çıkmıştı, holivud filmlerini andıran bir konu, çizgi roman tadında arayüz ve hikaye anlatımı, inanılmaz karakter modellemeleri, hayvani derecede keyifli kullanış modeli, zamanı yavaşlatarak ( matrix tarzı ) düşmanlarınızla çatışmaya girebilme, kurşunlardan sıyrılabilme vs vs vs.. gibi bir çok özelliğiyle gönüllerde taht kurmuştu. o zamanlar daha holivud filmlerini andıran hatta onlara taş çıkartan bir konuya sahip denilen oyunun filmide vizyona girmek üzere. Filmin fragmanında dikkat çeken oyunun müziklerine ve oynanış tarzına sadık kalınarak filmin çekilmiş olması. Yavaş çekimde merminin ateşlenmesine, yağan karın pay’nin suratına düşüşüne kadar herşey ince bir elekten geçmiş. BURAYA TIKLAYARAK fragmanı izlediğiniz de nedemek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

     

  • 0 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • Hafta Sonu Hot Fuzz Keyfi !

    hotfuzzafis.jpg

    Hot Fuzz imdb puaninin yuksekligiyle dikkat ceken bir film biz Turk izleyiciler icin. Bende oha lan nasil almis bu puani diyerek filmi izleme karari aldim. Filmi belirli bir ture dahil etmek zor, film gayet eglenceli ve komikken birden heyecanli kovalama sahnelerine ve catisma anlarina ativeriyor sizi. Ustelik bu catisma ve olum sahneleri saw‘a tas cikartir cinsten ( abartmis olabilirim ama izleyince ne demek istedigimi daha iyi anlayacaksiniz ) bu yuzden film cok genis bir kitleye hitap ediyor ve seyir boyunca izleyiciyi sikmama garantisini noter tasdikli bir sekilde elinize veriyor :P

    Hot_20Fuzz2.jpg

     Filmin konusuna gelirsek Nicholas Angel  Londra polis teskilatinin mokunu cikartmis ( iyi manada ) bir polis memurudur o kadar bokonu cikartmistir ki suclu tutuklama yuzdesi diger polislerin %400 kadar fazlasidir bu da ustleri ve diger polis arkadaslari tarafindan hos karsilanmaz dogal olarak da amirleri tarafindan cavus rutbesine atanarak Sandford kasabasina postalanir. Sanford kasabasi gorunuste cok sakin ve suc oraninin sifira yakin oldugu bir kasabadir, oyle ki kasaba ustuste en iyi kasaba odulune layik gorulmustur. Kasabada herkes birbirini tanimakta ve bir cok seyi hos gormektedir.

    (more…)

  • 1 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • hafta sonu film keyfi - barda -

    Uzerinden fazlaca zaman gecmis bir film, ama hayla izlememis olanlar icin bir kac sey yazalim genede, film açıkcası bende flash tv de birzamanlar yayınlanan gerçek kesit programından farklı bir izlenim bırakmadı sadece biraz daha iyi kurgulanmısıydı ki bırakın o da olsun, arada birkaç mesajcık verilmeye çalısılmıs ama çok da basitte kalmıs, biliyoruz abicim biz zaten bunları hani çok da zekice wayyy gediğine koydu türünden şeylerde yoktu, filmdeki has piskopatlarımızdan nejat işler’in yer yer (tüm piskopatlıklarına rağmen)sempatik gibi, bazı haklı nedenleri varmıs gibi gösterilmeye çalısılmasıysa ise olmadı.. bu arada gerçek olayı merak edenler için yanılıyorda olabilirim ama benim duyduğum, gerçek olayda hapistekilerin ipini çeken savcı değil, duruşmalar filan bittikten sonra bizim gençlerden birisini ankara’nın sayılı mafyalarından birisi arabasıyla yanına aldırır ve gencin eline bir telefon tutuşturur telefonun karşısında senin bir lafına bakacan adamlar var tarzında birşeyler söyler işte ama bizim eleman filmdeki maltozlukla öldürülmelerini istemez.. sonra hapisteki elemanlarımız bir güzel ağızları burunları dağıtılır orda, üstüne tecavüz de edilir falan filan kısasa kısas tarzı bişeyler işte,gerçek gençlerdende ölen yok bildiğim kadarıyla, kızlardan birisi sürekli intihar girişimlerinde bulunuyormus sanırım, zaten gerçek olay bir barda değil gençlerin evinde geçtiği için barmenin ölmesi gibi bir durumda söz konusu değil böyle işte.. ama bu filmin sonu böyle olmamalıydı bence filmin sonunda suçlular afla serbets bırakılmalıydı ve bu şiddet görüntülerinden sonra ve suçlularında serbest bırakılmasıyla Türkiyede ki adalet kavramı belki değişmeyecek bile olsa inceden inceye tekrar tartışılmaya, gündeme gelmeye başlayabilirdi, bu filmin misyonu bulmalıydı adalet kavramını konusulur hale getirmek,adalet yapmasada birileri onların cezasını verir, hiçbir kötülük cezası kalmaz olmamalıydı mesaj…

  • 0 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • Amerika ve Ortadogu iliskileri uzerine bir film bu, ortadoguda amerikan birimlerine duzenlenen bombali bir saldirinin ardindan bu olayin ve arkasindaki kisilerin arastirilmasi uzerine, surukleyici hareketli bir film.. ha amerikan sempatisi yaratma ve amerika iyidir kurtaricidir soylemleri bu filmde de bolca var ama ben bunlara aldirmam hih diyor ve hareketli temposu yuksek bir film izlicem diyorsaniz hic cekinmeden izleyin derim..

    6.5/10

  • 0 Yorum
  • Kategori: Elestiri, Sinema
  • Cloverfield

    Dun aksam kiz arkadasimla birlikte cloverfield‘i izledik. Soylentilerin aksine son yillarda izledigim en farkli ve surukleyici filmlerden biri oldugunu dusunuyorum. Film vizyona girdikten sonra tipik bir blair cadisi fiyaskosu oldugu dile getirilmisti ama bence teknik disinda blair cadisiyla herhangi bir ilgisi yoktu. Filmi izlemeye tamamen on yargisiz basladim ve jj abrams‘in zekasina bir kez daha hayran kaldim, bu kadar dusuk bir butceyle bu basit bir teknikle ancak jj abrams gibi biri bu kadar basarili ve zekice bir film ortaya koyabilirdi. El kamerasi mantigi cok basarili bir sekilde uygulanmis, filmi izlerken kendinizi olaylarin icinde hissediyor ve bir kacismanin ortasinda buluyorsunuz, hatta kendinizi zaman zaman bir FPS oynuyor gibi hissedebilir, olaylara mudahale etmek isteyebilirsiniz. Filmde yer yer mantik hatalari ve senaryo bozukluklari mevcut ama filmi salt bir macera filmi olarak dusunursek gayet de eglenceli ve keyifli oldugunu soyleyebilirz. O yuzden fazla kasmadan filmi izlemek ve kendini aksiyonun icine birakmak gerekli diye dusunuyorum. Zaten ozgurluk heykelinin kelle-i serifinin havada ucusmaya baslamasiyla baslayan adrenalin ayni sekilde devam edicek ve pek fazla dusunmeye vakit bulamiyacaksiniz..

    7.5/10

  • 1 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • Kabadayı

    KabadayıKonu:

    Filmde Şener Şen, “nesli tükenen bir kabadayıyı” canlandırıyor. Ali Osman (Şener Şen), yıllar sonra varlığından haberdar olduğu oğlu Murat’ı (İsmail Hacıoğlu), kokain bağımlısı sevgilisi Karaca’nın (Aslı Tandoğan) peşinde olan Devran’dan (Kenan İmirzalıoğlu) korumaya çalışır.Ama Devran çok büyük bir mafyadır. Her tarafta elleri bulunan ve patronunu bile öldürebilecek bir cesarete sahiptir. Devran Karaca’yı çok sevmektedir. Ama Murat onu bırakmaz. Bu durumda Ali Osman devreye girer ve Devranı ne eder eder yener. Film çekimleri İstanbul’da 30′dan fazla mekânda gerçekleşmektedir

    Yorumum:
    Yavuz Turgul ve Sener Sen is birligi artik Tim Burton- Johny Depp tadi vermeye basladi, anliyacaginiz tadindan yenmiyor. Sener Sen’in yine esip gectigi, oyunculuk budur bende bu isi en iyi yapan adamim dedigi bir film daha, eskiya da ki performansina yakin bir performans sergilemis yine.. Rasim Oztekin ise Surmeli roluyle filmin eglenceli ogesi olurken ulke sinirlarina sıkışıp kalmamis bir oyuncu oldugunu verilen her turlu rolu oynayabilecegini ve bunu en iyi sekilde yapacagini bir kez daha gosterdi.. Oyunculugunu simdiye kadar begenmedigim Kenan Imirzalioglu ise Devran roluyle benim gozumde oldu artik dedirtti ve sinif atladigini cumle aleme gosterdi, boyle oynasin canimi yesin senaryo pek etkileyici olmasada ust duzey oyunculuklar ve eski racon lari yansitmasitla ilgi cekici kesinlikle izlenesi bir filmdi.. Fragmanı ise BURAYA TIKLAYARAK izleyebilirsiniz.

  • 0 Yorum
  • Kategori: Elestiri, Sinema
  • I am Legend’a alternatif son!

    Basrolunde Will Smith’in oynadigi 2007 yapimi I Am Legend’i cogu kisi izlemistir sanirim. Konu bir virus salgini sonucu herkesin olmesi ve zombilere donusmesi sonucu ( Will Smith’in canlandirdigi karakter bu viruse karsi bir sekilde bagisiklik kazanmistir ) New York da yapayalniz kalan Dr. Robert Neville’in hayatta kalma mucadelesiydi. Filmin DVD’sinin piyasaya cikisinin ardindan DVD’de film icin ekstra bir son daha yapildigini gorduk, orijinalindekinden cok daha farkli olan bu sonu izlemek icin BURADAN BUYURUN!

  • 1 Yorum
  • Kategori: Sinema
  • Shine a Light

    shine_WP_1280_5.jpg

    Rolling Stones müzik dünyasını sallamaya hazırlanıyor.

    Grup 2006 yılının sonbaharında New York Beacon Theatre’de başarılı yönetmen Martin Scorsese tarafından iki gün içinde kaydedilen görüntülerden oluşan belgesel filmi 4 Nisan 2008 de piyasaya çıkıyor.Filmde unutulmaz Rolling Stones şarkıları seslendiriliyor, sahne arkası görüntüler ve misafir sanatçı performanslarıyla son derece keyfli bir belgesel film olmaya aday.
    (more…)

  • 1 Yorum
  • Kategori: Müzik, Sinema
  • PhotoStream

      flickrRSS probably needs to be setup

    Sayfalar

    Takvim

    Temmuz 2008
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Haz    
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28293031  
    • 3 Şu anki çevrimiçi kişi sayısı
    • 19 Aynı anda maksimum çevrimiçi kişi sayısı
    • 19732 Toplam ziyaretçi

    Site Kadrosu

    Son Yorumlar