BenceSence

Simpsons hakkinda ilginc bilgiler!

The Simpsons

16. sezonu ile birlikte The Simpsons sadece en uzun süren çizgi dizi değil en uzun süren komedi dizisi de oldu.

Jenerikte Maggie barkod okuyucusundan geçince $847.63 yazıyor. Bu, Amerika’da yeni doğmuş bir bebeğin bir aylık bakım masrafı.

Homer’ın ünlü lafı “d’oh!”, Oxford sözlüğüne girecek kadar kabul görmüş bir sözcük.

Sarı olmalarının sebebi, kanal değiştirenlerin gözüne şak diye çarpmalarını sağlamak.

Hans Moleman, tam 12 kere öldürüldü. En fenası, gözlüklerinin büyüteç gibi çalışıp onu ateşe vermesiydi. Devamı için »

  • 3 Yorum
  • Kategori: Dizi Haberleri

  • Etiketler : , ,
  • South Park üzerine ilginç notlar..

    South Park

    TV’NiN EN AYKIRI YAPIMLARINDAN SOUTH PARK ÜZERİNE, GEREKLİ GEREKSİZ NOTLAR…

    Mr. Garrison’ın ilk adı Herbert’dir.

    Eric Cartman’ın ikinci adı Theodore’dur.

    Here Comes the Neighborhood adlı bölümde, aslanların liderinin adı, ‘Aslan’dı. Türkçe ‘aslan’ sözcüğü The
    Lion, The Witch, and The Wardrobe adlı bölümde de kullanıldı.

    Butters’ın ilk adı Poof Poof’tur.

    İlk iki sezonda, bölümlerin başında Kenny anlaşılması imkansız bir şeyler söylüyordu. Trey Parker ve Matt Stone, Kenny’nin söylediğini hemen hiç kimse anlayamadığı için, bir süre sonra bu açılıştan vazgeçtiler. Devamı için »

  • 0 Yorum
  • Kategori: Dizi Haberleri

  • Etiketler : , , ,
  • Battlestar Galactica

    Amerika’da ulusal yayın yapan kanallar yayın akışlarıyla pek fazla oynamazken iş kablo kanallarına gelince durum değişiyor. Kabloda yayın yapan kanallar, ellerindeki dizileri olur olmadık zamanlarda yarıda bırakıyor, aylarca erteliyor veya yayından kaldırabiliyor. Devamı için »

    24

    24“ün oldukça uzun bir süredir beklenen 7. sezonu iki saatlik bir “Prequel”le 23 Kasım akşamı Amerikalı izleyicilerle buluşacak. İki saatlik bir film şeklindeki bu prequelle birlikte dizi kadrosuna katılacak yeni isimler de belli oldu. Jack Bauer’in Afrika’daki teröristlerle mücadele edeceği, Cherry Jones’un Amerika’nın ilk kadın başkanını canlandıracağı ve eski dost yeni düşman Tony Almeida’nın yer alacağı 7. sezona dahil olan yeni isimler ve rolleri şu şekilde: Devamı için »

    Without a Trace

    Without a Trace

    Federal Soruşturma Bürosu* bünyesinde bulunan Kayıp Kişiler Timi’nin görevi, kaybolduğu bildirilen insanları bulmak. Kayıp Kişiler Timi’nin elindeki tek bilgi, ortadan kaybolan kişinin adı. Tim kayıp kişiyi tanıyanlardan alınan bilgilerle, aradıkları kişinin psikolojik profilini çizerek işe başlıyor. Kayıp olduğu bildirilen kişinin son 24 saatinin canlandırıldığı “Kaybolma Günü”, ekibin izleyeceği politikayı belirleyen kilit noktalardan biri.

    Gündemdeki diğer polisiyelerden farklı olarak “Without a Trace”, dizinin kahramanları arasındaki insani ilişkileri, kişisel yaşamlarına dair detayları ve başarısızlıkları izleyicisiyle paylaşmaktan çekinmiyor. Birçok bölümde, ajanların kişisel sorunları peşinde koşulan kurbanı bulma sürecinde başlı başına birer “öykü” haline dönüşebiliyor. Ancak bu sanıldığı gibi sadece “gerçeklik etkisi” yaratmak için tasarlanmış bir kurgu değil. Ünlü prodüktör Jerry Bruckheimer, “Without a Trace”de kurban ile kahramanları ilişkilendiriyor. İnsani yönlerini ortaya koyan kahramanlar bu yolla kurbanın da insani taraflarının ortaya çıkmasına önayak oluyorlar. Başta Altın Küre ödüllü Anthony LaPaglia olmak üzere kadrosundaki oyuncuların performansıyla güçlenen “Without a Trace”, son yılların en farklı dizileri arasında yer alıyor. Polisiye yapısının yanı sıra işlediği insan öyküleriyle de izleyicileri kendisine bağlıyor.

    (bkz. without a trace@itüsözlük)
    (bkz. without a trace@ekşisözlük)

    Two and A Half Men

    Two and a Half Men

    Malibu sahilinde yaşayan çapkın ve bekar Charlie Harper (Charlie Sheen) reklam filmlerine şarkı sözü yazar. Söylediğine bakılırsa, başarılıdır da (iddiasına göre Teenage Mutant Ninja Turtles’ın tema müziği ona aittir). Charlie, yalnız yaşamaktan son derece memnun; ama hemen her gece başka bir kadınla uyumak kaydıyla…

    Her şey tam da istediği gibi giderken, günün birinde eşi Judith (Marin Hinkle) tarafından kapı önüne konan kuralcı erkek kardeşi Alan (Jon Cryer) ve onun 10 yaşındaki oğlu Jake (Angus T. Jones) Charlie’yle yaşamak için ona taşınırlar.

    Kardeşi Alan ve oğlu Jake ile birlikte yaşama fikri Charlie’ye başta cazip gelmese de sonradan onlara o kadar alışır ki bu aile yaşantısını kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapar.

    Charlie ve Alan’ın baskıcı ve her şeye karışan anneleri Evelyn (Holland Taylor), Charlie’nin “tam bir hayal kırıklığı” olduğunu düşünüyor; Alan’ın ise “onu torun sahibi yaptığı için” hayatını alt üst ettiğini. Charlie’nin yan komşusu Rose (Melanie Lynskey) ise Charlie’ye takıntılı bir tutkuyla bağlı ve sık sık ziyaretlerine geliyor.

    (bkz. two and a half men@itüsözlük)

    (bkz. two and a half men@ekşisözlük)

    The X-Files

    The X-Files

    Dünya dışı varlıklara inanıyor musunuz? Uzayda bizden başka canlılar, bizimki kadar ileri, hatta daha ileri uygarlıklar var mı sizce? Bazı geceler pencereden dışarı baktığınızda gördüğünüz ışık saçan o uçan nesne UFO olabilir mi?

    Bu gibi sorulara olumlu cevap verme eğilimindeyseniz “The X-Files” tam size göre demektir.

    FBI’a bağlı olarak çalışan ve dünyanın dört bir yanındaki esrarengiz olayları araştıran gizli bir birimin iki ajanı, Ajan Fox Mulder ve Ajan Dana Scully ile birbirinden garip olaylara tanık olacak ve hükümet yetkililerinin sakladığı gerçeklerle yüzleşeceksiniz.

    ABD’de ilk kez 1993 yılında ekranlarda görülen “The X-Files” dokuz sezon boyunca en çok izlenen ve sevilen diziler arasında yer aldı. Chris Carter’ın yarattığı konsept üzerine inşa edilen dizi gerçek bir efsane haline geldi ve dünyanın dört bir yanında hayranları tarafından The X-Files kulüpleri kuruldu.

    (bkz. the x-files@itüsözlük)
    (bkz. the x-files@ekşisözlük)

    The Sopranos

    The Sopranos

    Tony Soprano ve ailesi, hikâyelerine sıfır noktasından başlıyor. New Jersey’de yaşayan, dünyanın en meşhur kurmaca Mafya ailesi, CNBC-e’de. 10 Ocak 1999’da yayına giren Sopranos ailesi çok geçmeden herkesi etkisi altında aldı. “New York Times”ta çıkan bir yazıda, “Son çeyrek yüzyılda Amerikan pop kültürünün en büyük ürünü” olarak tanımlandı.

    Bir avuç suçlu, hırsız ve soğukkanlı katilin heyecanlı maceralar yaşamasını beklemek normal ama, yaşadıklarının insana aynı zamanda komik gelmesi hiç de alışılmış bir şey değil. HBO’nun çok ödüllü dizisi The Sopranos işte bunu başarıyor. Yaratıcısı David Chase, daha önce Northern Exposure (Kuzeyde Bir Yer) ve I’ll Fly Away gibi dizilerde yazar-yapımcı olarak çalışmıştı. Asıl adı David DeCesare olan İtalyan/Amerikalı Chase, dizinin büyük kısmının otobiyografik olduğunu söylüyor: “aile işi” açısından olmasa da, aile içi ilişkiler açısından.

    Dizinin renkli karakterlerine ve onları canlandıran (bir kısmı ödül almış) oyunculara bir göz atalım: kendine atık idarecisi süsü veren orta yaşlı mafya babası Tony Soprano’nun (James Gandolfini) faaliyetleri, karısı Carmela (Edie Falco), kızı Meadow (Jamie Lynn Sigler) ve oğlu Anthony Jr. (Robert Iler) tarafından hiç tuhaf karşılanmıyor. Tony, hem karısıyla çocuklarına ve dul annesine, hem de bir “capo” sıfatıyla New Jersey mafyasına karşı aile babası görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Annesi (Nancy Marchand), bir huzurevine konmaya karşı çıkıyor. Amcası “Junior” Soprano (Dominic Chianese), sürekli Tony ile bir iktidar mücadelesi içinde. Tezcanlı yeğeni Christopher Moltisanti ya da Chris’i (aynı zamanda dizinin yazarlarından biri olan Michael Imperioli) kontrol etmek bir mesele. Sonunda Tony Soprano çareyi pskiyatra, Dr. Jennifer Melfi’ye (Lorraine Bracco) gitmekte buluyor, ama onun meslek dalında böyle şeylerin duyulması iyi değildir, adamı mıhlayıverirler. Onun için bir psikiyatra gittiği gerçeğini mümkün mertebe gizli tutuyor. The Sopranos’ta ayrıca, Joey’in ablası Gina olarak tanıdığımız Drea de Matteo, aynı zamanda yönetmenlik yapan Steve Buscemi ve zaten yönetmen olan Peter Bogdanovich de oynuyor. Argo ve vahşetin sınır tanımadığı, kara mizah serpiştirilmiş bu agresif diziyi kaçırmayın.

    (bkz. the sopranos@itüsözlük)
    (bkz. the sopranos@ekşisözlük)

    The Simpsons

    The Simpsons

    Tuhaf görünüşleri ve sıradışı tavırlarıyla Amerika’da en uzun süreyle yayında kalma rekorunu kıran “The Simpsons”, yayın hayatına 1987 yılında Tracy Ulmann Show’da kısa skeçler olarak başladı. Animasyon dünyasında çığır açan bu “uçuk” aile, yarım saatlik çizgi dizi formatına dönüştürülürken orijinal karakterlerin görünüşleri de değişti. Kısa bir süre sonra da televizyon tarihinin en önemli yapımlarından biri oldu.

    Liseyi sonunculukla bitirebilen Homer, lise aşkı Marge ile evlendikten sonra Springfield’ın orta sınıf ailelerinin yaşadığı Evergreen Terrace’da bir yaşam kurar. Üç “ilginç” çocukları olur. Homer zaman geçtikçe birayı, donat’ları, Marge’ın hazırladığı pirzolaları ve İspanyol kanalında Bee Guy’ı sevdiğini fark eder; bir de patronu Mr. Burns ve komşusu Ned Flanders’dan nefret ettiğini…

    Marge “kutsal aile birliği”nin, kutsal tarafı. Tam bir iyilik meleği. Çocuklarını ve tüm olumsuzluklarına karşın Homer’ı çok seviyor. Hayattaki tek lüksü, her gün yerçekimine başkaldıran uzun mavi saçlarını yaptırmak.
    Saksofonun yanı sıra okula gidiyor olmayı da “keyif aldığı uğraşlar” arasında sayan Lisa, herkesin onun bir vejeteryan olduğunu bilmesini istiyor. Dünya barışından sonra en çok istediği şey ise bir midilli. Bart ise tam bir felaket. Kilisedeki ilahi yazıları uydurma metinlerle değiştirmesi “icraat”larının masum bir örneği…


    (bkz. the simpsons@itüsözlük)

    (bkz. the simpsons@ekşisözlük)

    The O.C.

    The O.C.

    The O.C.”, diğer adıyla “Orange County”, California’da cennet gibi bir yer. Burada herkes varlıklı ya da öyle görünmek için elinden geleni yapıyor. Kusursuz olmaya çalışsalar da madalyonun görünmeyen yüzünde sadakat ve kimlik kaybı yaşanıyor. Çocukların ailelerinden gizlediği, yetişkinlerin de çocuklarından gizlediği yaşamları olabiliyor “Orange County”de.

    İlk sezonun sonunda dağılan “The O.C.” tayfası ikinci sezonda tekrar New Port’ta buluşmuştu. Ryan bir kez daha sokaklar yerine yine “Orange County”yi seçmişti. İkinci sezonda yeni karakterlerin katılımı, kaderleri öyle ya da böyle birleşmiş olan Ryan, Seth, Marissa ve Summer’ın hayatlarına ve ilişkilerine renk katıp beraberlerinde sürpriz gelişmeler getirdi. Aynısı ebeveynleri içinde geçerli tabii. Ne yazık ki bu sürprizlerin hepsi olumlu gelişmeler değildi. İkinci sezonun sonunda Kirsten alkol tedavisi görmek için bir rehabilitasyon merkezine yatmıştı. Marissa ise Ryan‘ı kurtarmak için kardeşi Trey’i vurmuştu. Üçüncü sezon bu olayların bıraktığı soru işaretleriyle başlamıştı. Her ne kadar iki sorun da zaman içinde çözüm bulmuş olsa da bu sezonda liseden mezun olacak gençler, gelecek endişelerinin yanı sıra bol bol dramla yüzleştiler.Dördüncü sezonda Orange County ekibini Marissa‘nın ölümünün ardından dört bir yana dağılmış ve hayatlarını sürdürme çabası içinde göreceğiz. Ama Taylor ve Kaitlin‘in katılımıyla bu deniz kokan şehirden heyecan yine eksik olmayacak. Yayına başladığı ilk sene bir fenomen olan gençlik dizisinin dördüncü ve son sezonunu kaçırmayın.

    Dünyanın çeşitli ülkelerindeki milyonlarca genç için yeni bir moda ve müzik trendi yaratan dizi, 2005 yılında üç “Teen Choice” ödülüne layık görüldü…

    (bkz. the o.c.@itüsözlük)

    (bkz. the o.c.@ekşisözlük)

    Takvim

    Ekim 2008
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Eyl    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728293031  

    Son aranan terimler

    En Çok Kullanılan Tarayıcılar

    • - IE 7.0
    • - IE 6.0
    • - Firefox 3.0
    • - Firefox 2.0
    • - Safari

    En Çok kullanılan İşletim Sistemleri

    • - WinXP
    • - WinVista
    • - MacOSX
    • - Win2000
    • - Win2003

    Çevrimiçi Ziyaretçiler

    • 05 ziyaretçi çevrimiçi
    • destekleyen WassUp
    • 25 kişi, aynı anda en çok çevrimiçi olmuş
    • 44855 Toplam ziyaretçi

    İstatistikler

    • İstatikler
      • 231 Yazı
      • 178 Yorum

     

     

    Kadro

    Son Yorumlar

     
    Genel
    Pagerank