5 Tem

şahsen dostoyevskinin karamazov kardeslerini genelin aksine suç ve cezadan çok daha iyi bulmusumdur, e dostoyevski karamazov’u nede olsa artık iyice erdiği yazarlığının olgunluk döneminde yazdı, ki dostoyevskinin karamazov kardesleri bitiremediği söylenir, aslında bizim okuduğumuz iki cilt asıl hikayenin sadece baslangıcını olusturuyormus ki bunu kitabın önsözünden de anlamanız mümkün. Karamazov Kardeşler üzerine çok konuşulabilecek bir kitap . Kitapdaki temel konular, hırs, şehvet, kıskançlık, aşk ve benzeri duygular üzerine kurulu, yani insanın özümsenmesede temel duyguları. Dostoyevskinin dimitri, ivan ve alyoşa karakterleri üzerinden hayatının farklı dönemlerini anlattıği öne sürülür ki, yaşamı incelendiğinde bu fikre kapılmamak elde değil. neyse kitap hakkında çok fazla ahkam kesecek yada kesebilecek birisi degilim ilerde belki daha detaylı bir yazı yazarım ama simdi degil :) ha son olarak tolstoy’un ölürken yanında sadece karamazov kardeslerin oldugu söylenir ne kadar efsanedir yada ne kadar dogrudur bilemicem..
( dip not: bu kitapda ben en çok ilüşeçkanın hikayesini severim, babasıyla ve ailesiyle aralarında geçen diyaloglar çok agır gelir bana be aglamaklı olurum hani o kadar iyi anlatılmıs, içlendirmis insanı :) ne diyim ilüşeçka en iyi anımız olarak kalıcak, onu hatırladıgımız anlarda içimizdeki kötülük birazcık olsun geçicek ;)
3 May

ben bu romanı yeni okudum, ama çok çabuk bitti, çok akıcı yazılmış.. ( olu evinden anilar gibi yer yer sonuk kalmiyor- ki o kitap da harikadir ) dostoyevski kendini anlatıyor bu kitapta zaten, parasızlık içinde geçen yıllarında kumara bağlanmış.. yayıncı kitabı hemen yazması için o kadar çok baskı yapmışki dostoyevskiye, sonunda böyle bir eseri 25 gün gibi kısa bir sürede yazmış.. yalnız kitapta “polina” adlı hatuna uyus oldum, görürsem iki sille çakıcam kumar tutkusu bu kadar güzel anlatılabilirdi sanırım, romanda bir de büyükanne var ki sürahiii nine’den farksız, acayip eğlenceli bir karakter, son olarak umutsuz aşk ve kumar insana neler yapabilir derseniz, olabilecek herşeyi size gösteren bir kitap diye noktaliyim.
3 May

itiraflarim tolstoyun neden yasiyoruz ? sorusunu sorgulayisinin ve inanc ile inancsizlik arasinda yasadigi gelgitlerin bizlere sunumu.. tolstoy hayati boyunca akil ve mantik yoluyla hareket etmesi gerektigine inanmis fakat bu araclarla hayatin anlamini ve neden yasadigi sorusunun cevabini asla bulamamis bulamayacaginada inanmistir.. neden yasadiginin cevabini sadece inancla bulabilecegine kanaat getirmis fakat bunu yaparken butun dinleri incelemistir, hristiyanlara ve onlarin din adamlarina guveninin olmadigini acik sozlulukle dile getirmistir.. onlarin dini inanclarinin safligi ve durustlugu dolayisiyla degil un, para ve benzeri seyler amaciyla kullandiklarini gormustur, onlara nazaran ise basit halkin dini bir kurtulus olarak gordugunu ve inanclarinda daha durust oldugunu farketmistir dolayisiyla ne kadar mutevazi ve gecici zevklerden uzak bir hayat yasanirsa inancinin o kadar kuvvetli olacagina, hayatinin da sadece bu sekilde bir anlam kazanacagina inanmistir.. tabi butun bunlar benim dusuncelerim.. bence okunmasi gereken dolu bir kitap
18 Mar
Kirmizi bisiklet Can Dündar’ın babalar ve çocuklar üzerine yazdıgı içeriginde çok basarılı ve yerinde saptamaların bulundugu okunası bir kitap. Babamın ogluydum önce.. Oglumun babası oldum sonra diyerek çocukluktan babalıga geçişi, o büyük sorumlulugu ve bunun beraberinde getirdigi büyük mutlulugu çok güzel dile getirmis Can Dündar. Kendi çocuklugundan bahsetmis kitabin başında ve bunu öyle güzel bizlere sunmuş ki o yıllarda yaşamamış olan ben bile o yıllarda yaşamış kadar sıcaklıgını hissettim o dönemin. Daha sonra çocuklara, gençlere onların problemlerine daha çok da ebeveynleriyle olan ilişkilerindeki uçuruma dikkat cekmiş Can Dündar çok yerinde tespitlerle birlikte. Bu tespitlerini basından, yasanmis bir çok gerçek olayla desteklemiş, farklı uzman görüşlerini sunmuş, bunlar kitabin objektifligi açısından oldukça önemli detaylar ve bu detaylar kitabı daha okunulabilir, daha anlaşılabilir hale getiriyor. Söz konusu çocuklar ve gençler olunca egitim sistemimizde ki eksikliklerden daha dogrusu absürdlük ve saçmalıklardan da ziyadesiyle bahsedilmiş ve bunu düzeltmek için kökten bir degişiklik mümkün olmasada biryerlerden başlanılması gerektiginin altını çizmiş. Can Dündar da günümüz aile yapısından, ebevenylerin çocuklarıyla olan ilişkilerinden umudu kesmiş olacak ki, kitabinda ebeveynlere nasihatten çok çocuklara sesleniyor, onlardan sorumluluk almalarını ve birşeyleri degiştirmeye calişmalarını istiyor ki bu günün çocukları yarının ebeveynleri olduklarında aynı hataları yapmasınlar, daha saglıklı bir nesil yetişsin. Zaten sanırım yapabilecegimiz en köklü degişiklik de yeni gelecek nesli eskisiyle yer degiştirmeden önce olmasi gerektigi gibi hazırlayabilmek eskilerin çıkardıgı tüm zorluklara ragmen. Can Dündar en azindan yazdigi kitapla bir şeyleri degiştirmeyi denemiş, bizlerde bu kitabı olabildigince çok kişiye okutarak bu degişime katkıda bulunmalıyız, gerci herşeyin en dogrusunu ve en iyisini ben bilirim hastaliginin ( ki çogu zaman hiçbir şey bilmezken ) zirve yaptigi toplumumuzda, kitap da yazanların ne kadar etkiliyici olacagi tartısılır ama ufacık bir gürüh bile kendini degiştirmek yolunda adım atsa, en azindan kitabi okuyan gencler bir adim yol kat etse, Can Dündar tek bir adam icin buyuk bir is basarmis olur. Buradan bu yazıyı kac kişi okur bilemicem ama bir kisi bile okuyup kitabı alma geregi duyarsa ben de tek bir adam için büyük bir iş başarmış olacagıma inaniyorum ;) Haydi atlayın kırmızı bisikletlere..
(Kitaptan bir alıntı: “zaman, neden en mutlu oldugumuz an ışıktan hızlısın, acı çektigimizde kaplumbagadan yavaş…”
Son Yorumlar